Merhaba. Serinin ikinci içeriğinde pozlama ve daha da önemlisi pozlamayı belirleyen faktörler hakkında konuşacağız. Ancak şunu baştan söylemem gerekir ki burada anlatacaklarım yetmeyecektir çünkü bu tür konularda ne kadar araştırma yaparsak yapalım ne yazık ki her zaman bir şeyler eksik kalmakta. Hatta sadece pozlama üzerine bir kitap yazılabilir desem yeridir. Bu yüzdendir ki çok fazla araştırma yapmak zorunda kaldım ve öğrendiğim her yeni bilgiden sonra “Oh my God, what is this!” şeklinde söylemlerde bulundum. Yine de bu konuda hatırı sayılabilecek düzeyde bir bilgiye hakim olmak isterseniz bu içerikte bulunanlar fazlasıyla yetecektir. O zaman “Nedir yahu bu pozlama!” diyerek başlayalım.

Pozlama, teknik olarak sensöre düşen ışık miktarıdır aslında. Ancak daha yüzeysel bakacak olursak fotoğrafın aydınlık veya karanlık çıkması olarak düşünebiliriz. Aşağıda aynı karenin çok pozlanmış, doğru pozlanmış ve az pozlanmış hallerini görebilirsiniz.

Pozlamayı etkileyen birçok faktör olsa da en önemli faktör elbette ki ışık. Bu noktada ise ortaya kameranın neye baktığını bilmemesi gibi bir sorun çıkıyor. Bu nedenle de kameralar her zaman pozlama kararını ortalamaya göre verirler. Bu ortalama ise %18 saf gridir. Aşağıdaki görselde bu ortalamayı görebilirsiniz.

Her ne kadar pozlamayı daha kolay bir hale getirmek için Kickstarter üzerinden destek toplanan bir cihaz ortaya çıkmış olsa da ortada böyle bir cihaz olmadığı için henüz başarısı test edilebilmiş değil. İddiaya göre bu cihaz sayesinde kamera neye baktığını bilebilecek ve aynı zamanda size monitörlük de yapabilecek. Söylenilene göre cihaza verilen milyonlarca fotoğraf ile cihaz öğreniyor ve gördüğü kareye göre doğru ayarlamaları yapıyor. Ancak dediğim gibi ortada henüz böyle bir cihaz olmadığı için günümüzde bu görme eylemini kişinin kendisinin yapması gerekmekte. Çünkü beyaz tişört giymiş birisi ile siyah tişört giymiş birisi ya da karlı bir manzara ile karanlık bir oda aynı pozlama değerlerini kabul etmez ve bu nedenle de kişinin neyi çektiğini görmesi ve buna göre birtakım kararlar vermesi gerekmektedir.

Peki bu kadar önemli olan %18 gri nedir? Bir kameranın kaydedebileceği en siyah ve en beyaz görüntünün ortalamasından elde edilen renktir aslında %18 saf gri. Pozlama dediğimiz şey de aslında bu renklerin yerlerine karar vermektir en temelde. Yani öyle bir pozlama değeri belirlenmeli ki siyah renk gerçek siyahta, beyaz renk gerçek beyazda ve gri renk de gerçek gride görünsün. Şimdi gelelim pozlamayı etkileyen ana üç faktöre…

  1. ISO (ASA)
  2. Diyafram Açıklığı
  3. Örtücü Hızı (Shutter Speed/Enstantane)

Dilerseniz ISO ile başlayalım. ISO (ASA); filmli makinelerde filmin, sensörlü cihazlarda ise sensörün ışığa duyarlılığıdır. Ancak sensöre giren ışık miktarı değişmediği, sadece duyarlılık artırılabildiği için ISO değeri çok fazla artırıldığında görüntüde noiseler meydana gelir. Aşağıdaki görselde farklı ISO değerlerine göre sensörün ürettiği görüntüleri görebilirsiniz.

İkinci faktöre gelecek olursak diyafram, f-stop olarak ifade edilir ve kamerada ya da fotoğraf makinesinde takılı olan lensin ne kadarlık bir açıklığa sahip olduğunu belirleyen değerdir. Yani bu değere göre kameranın ne kadar geniş bir alandan ışık alacağı belirlenir. Bu tıpkı insanın gözünü ne kadar açabileceğine benzer. Değerleri bir standarda bağlıdır ve değer arttıkça açıklık azalır. Aşağıdaki sıralamada görüldüğü üzere her bir diyafram artışında lens içeri bir önceki değerin yarısı kadar ışık alır.

Pozlamayı etkileyen son faktör olan örtücü hızı (shutter speed/enstantane) ise sensörün ya da filmin ne kadar süre boyunca ışığa maruz bırakılacağını ifade eder. Tabii burada fotoğraf ve video arasındaki uçurum ortaya çıkmakta. Çünkü fotoğraf çekerken örtücü hızı istenildiği gibi ayarlanabilir, örneğin hareketsiz bir manzara varsa tripod aracılığıyla istenirse 1 saat dahi ışığa maruz bırakılabilir sensör. Ancak videoda bir saniyede belirli sayıda kare üretme zorunluluğu olduğu için örtücü hızını belirli bir sürenin üzerine çıkaramayız. Genel olarak ise saniyede üretilecek kare sayısının örtücü hızıyla oranı

Örtücü Hızı = 1/FPS*2

şeklindedir. Yani saniyede 25 kare üretilecekse örtücü hızı da maksimum 1/50 olabilir. Genelde de filmlerdeki motion blurlu görsellerin elde edilebilmesi için 1/50 değeri kullanılır. Bu değerin üstüne çıkacak olursanız görüntünün ışığı artar ancak netliği azalır. Aşağı doğru indiğinizde ise netlik artar ancak bu sefer de ışıktan feragat etmek zorunda kalırsınız. Elbette bu durumda saniyede 1000 kare çekmemiz gerekiyorsa sensörün ışığa maruz kalacağı süre çok düşük bir değer olacağı için ortamdaki ışık ayarı da normale göre çok yüksek seviyede olmalıdır.

Aşağıda aynı karenin farklı örtücü hızlarına göre üretilmiş varyasyonları bulunmaktadır. Dilerseniz bu görsele bakarak da aradaki farkı bariz olarak görebilirsiniz.

Bu konuda anlatacaklarım bu kadar, umarım işe yarar değerli bilgiler sağlayabilmişimdir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here