PES 2016; 10 yıldır oynadığım en iyi futbol oyunu.

Bu elbette, bir inceleme yazısında olduğumuz göz önünde bulundurulduğunda, son derece iddialı ve açıklama gerektiren bir cümle. İddialı; ne de olsa piyasayı kasıp kavuran, işini iyi yapan bir FIFA gerçeğiyle karşı karşıyayız. Açıklama gerektiriyor; çünkü maalesef artık ne KONAMI’ye ne de PES’e güveniyoruz.

Bugünün “simülasyon mu, arcade mi” muhabbetleri pek yeni sayılmaz aslında. Zamanında FIFA’ya karşı PES’i savunurken de epeyce simülasyon tanımlaması yapılırdı. Buna itiraz edenler, serinin köklerinin arcade makinelerine dayandığından ve oynanışın hız – eğlence odaklı olduğundan bahsederlerdi. Sürüp giden bu tartışmalarda PES severlerin anlatmakta en zorlandıkları şey, oyunu oynarken edindikleri histi ve bu his, PES’i onlar için “gerçekçi” yapan en önemli unsurdu.

“PES sihri”

Her fırsatta futbolu çok sevdiğini dile getiren bir ekip tarafından yapılıyordu PES. Bu durum bir vizyonu da beraberinde getiriyordu: 90 dakikaya dağılan güzel pozisyonları 10 dakikaya sığdırırken arada kalan bölümleri eğlenceli kılmak. İşte bu vizyon başarıyla uygulandığında, bazılarının “PES sihri” dediği o hissiyat da yakalanmış oluyordu. Peki bunun için neler gerekliydi? Sahada yetenekleri ve becerileri ölçüsünde davranan futbolcular; kontrolün sizde olduğunu hissettiren fakat motor becerilerinize yüklenmeyen basit kontroller; birçok değişkene sahip futbolun, inanılmaz çeşitliliğini yansıtacak bir oyun motoru ve belli aralıklarla aksiyonun yükseldiği dengeli hücum – defans oynanışı.

Bu bileşenlerin kimyasını tutturmak öylesine ince ve zor bir iş ki, ipin ucu bir kaçtı mı toplaması yıllar alabiliyor. İşte; PES oynamayanlar için PES 5’ten farkı yokmuş gibi görünen ancak işi bilenler için tam bir felaket olan PES 2008’in eksiği, bu kimyaydı.

PES 2016, yıllar sonra bu kimyayı yani o meşhur “hissi” yakalamaya yaklaşan ilk futbol oyunu oldu benim için.

Seri Yeniden Doğuyor!

Metal Gear Solid V’te de kullanılan FOX Engine ile yapılan ilk PES olan 2014, iyi bir temele sahip olsa da tonla eksiği bulunan, akıcılıktan uzak, teknik olarak da sorunlu bir yapımdı. Hem yeni nesil konsollara çıkmamış, hem de PC’de kontrol ve gecikme sorunlarıyla saç baş yoldurmuştu. Geçen yıl yayınlanan PES 2015, benim gibi yıllardır FIFA oynayan eski PES’çilerin dikkatini çekmeyi başaran, görsel olarak geliştirilmiş, kontrolü belli oranda düzeltilmiş, yer yer güzel anlara gebe bir futbol oyunu olarak “kral dönüyor mu?” sorusunu sordurmuştu.

PES 2016 ile “kral döndü” mü, bilemiyorum. Ancak tam bir “geri dönüş” olduğu kesin.

2016, “kral döndü” övgüsünü hak ediyor mu ya da o beklenen galibiyet golü mü bilemiyorum, bunu zaman gösterecek. Ancak tam bir “geri dönüş” olduğu kesin. Bunu sağlayan ve önceki oyunlardan ayıran temel unsurlar, yeni fizik motoru ve yapay zeka. Oyuna eklenen harika çarpışma sistemi sayesinde daha önce sizin kontrolünüz dışında metrelerce süren tuhaf ikili mücadeleler yerini tam bir savaşa bırakmış durumda. Güçlü olanın güçsüzü omuz darbesiyle oyun dışına itebildiği ancak çevik olanın da hantalı ekarte edebildiği, daha organik ve daha çeşitli bir oyuncu etkileşimi söz konusu.

Dahası, yeni fizik motorunun getirdiği rahatlıkla birlikte topun daha özgür ve nereye gideceği bilinemez bir hale geldiğini görüyoruz. Top, oyuncuların mücadeleleri esnasında arada kalabiliyor, birine çarpıp bir yere sekebiliyor ya da son anda yapılan bir hamleyle istenen yere ulaşabiliyor. İşte tüm bunlar, her türlü gecikmeden arınmış kontrollerle birleşince, oyunun mikro kısmını oluşturan birebir mücadeleleri inanılmaz eğlenceli hale getiriyor. Size doğru koşan rakibinizin ivme ve cüssesini hesaba katıp son anda sağa veya sola kırmanın ve rakibiniz yanınızdan süzülerek kayarken üstünden hafifçe atlayıp yolunuza devam etmenin ancak son bir temas nedeniyle hafif yön değiştiren topu tekrar kontrol etmek için vakit kaybetmeden yönelmenin tatmini anlatılır gibi değil.

İşin makro tarafındaysa yapay zeka devreye giriyor. Öne çıkmayı seven savunmacıların yaptığı uzun koşulardan tutun, içe kat eden kanatların penaltı noktasına hareketlenip top istemelerine kadar çeşitli, sizden bağımsız olayla karşılaşabiliyorsunuz. Takım arkadaşlarınızı eskiden olduğu gibi sürekli dürtmenize gerek yok, boş alan bulduklarında hareketleneceklerinden emin olabilirsiniz.

Elbette, yerlerinde durmaları için ısrarcı olabilirsiniz. Bu noktada PES her zamanki gibi, ince taktik müdahalelere izin veren yapısından taviz vermiyor. Veteranları mutlu eden altıgenin dönüşü, preset taktikler ve akıcı formasyonlar sayesinde top sizdeyken ya da topu kovalarken oyuncuların pozisyonlarına tek tek karar verebilmek ve bu kararların oyuna birebir yansımasını görmek, stratejistleri memnun edecek özellikler.

North London, Tyneside…

Sunum açısından baktığımızda ise PES 2016, oynanıştaki gelişmeler düşünüldüğünde biraz sönük kalıyor. Futbolcu yüzleri her zamankinden daha iyi, eskiye oranla 3 kat fazla olan animasyonlar da (FIFA seviyesinde olmasa da) gayet iyiler ancak saha atmosferi, çimler ve ışıklandırma gibi konular tüm iyileştirilmelere rağmen daha fazla ilgiyi hak ediyorlar. Arayüz ise geçen yılla neredeyse aynı; işlevsel olduğu söylenebilir fakat estetik olarak yavan olduğu ortada. Yeni sunucu Peter Drury’ye de değinmeden geçmek zor. Jon Champion’ın sönük anlatımından sonra -bazen biraz fazla- heyecanlı Drury’nin taze bir hava estirdiği kesin ancak yorumcu Jim Beglin’le uyumsuzlukları da çok göze batıyor.

Lisans sorunu da KONAMI’nin tüm çabalarına karşın devam ediyor. Uzatılan Şampiyonlar Ligi anlaşması ve yeni gelen UEFA 2016’ya karşın halen birçok takım uydurma isim ve görsellerle oyunda yer alıyorlar. Bizim için daha da kötü olan, yakında yayınlanacak bir yama ile Galatasaray eklenecek olsa da ilk etapta oyunda ülkemizden hiçbir takımın bulunmaması ve hatta Türkiye Milli Futbol Takımı’nın uydurma isimlerden kurulu olması. Ancak bu sene KONAMI’nin yeni nesil konsol oyuncuları için iyi bir haberi var; yeni düzenleme modu sayesinde her türlü forma, amblem ve teknik direktör görseli artık son derece basit bir işlemle oyuna yüklenebiliyor.

PS4 kullanıcıları Edit Mod’da artık forma yükleyebiliyor.

Become A Legend, Master League ve MyClub gibi oyun modları çeşitli yeniliklerle bu yıl da oyunda yer alıyorlar. Özellikle Master League, yeni arayüz ve eklenen özellikler sayesinde ilgiyi hak eder hale gelmiş. Yeni takvim görünümü, ürün satışı ve takımı etkileme gibi faydalar sağlayan takım rolü sistemi, takım ruhu ve geliştirilmiş transfer sistemiyle Master League, FIFA Kariyer Modu kadar detaylı olmasa da uzun soluklu futbol deneyimi için gayet keyifli. MyClub modu ise KONAMI’nin esas kozu ve FIFA’nın Ultimate Team’ine yanıtı. Bu yıl, oynadıkça artan oyuncu seviyesi ve kullanılmayan oyuncuların eğitmene dönüştürülmesi gibi yeni özelliklerle gelen mod, beklenen transfer pazarına kavuşmuş değil ancak bu durum rakibi FUT karşısında daha dengeli bir oynanış sunmasına da olanak sağlıyor. Özellikle test ettiğim online maçlarda ise gözle görülür bir sorunla karşılaşmadım, görece lag’siz maçlara tanık oldum.

KARAR

En nihayetinde, iş sahada bitiyor ve PES 2016 sahada sihir gibi. Kaleci ve hakemlerle ilgili bir iki sorunun dışında öne çıkan bir sıkıntısı yok ve bu noktadan sonra yapılacak geliştirmeler düşünüldüğünde PS2 dönemindeki efsaneye benzer bir serinin başlangıcı olabilecek nitelikte. “Geçmişi sev, geleceği oyna” sloganı da bundan iyi hayata geçirilemezdi herhalde.

Kaynak: tr.ign.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here